gönderen Mustafa Şahin » Çrş Nis 24, 2013 6:27 pm
GÖNÜL DOSTU
Eylül ayının ilk haftasıydı. Güz kendini göstermeye başlamıştı. Havaların yağışlı olması sebebiyle çayırcılık bitmemişti. Mahalleli havalar açsın diye dua ediyordu. Okulların açılması yaklaşmıştı. Çocuklarından ikisi ortaokula, biri de ilkokula gidiyordu. Hepsinin de ihtiyaçları vardı. Akşam üstü tahta balkonda otururken bunları düşünüyordu. Saatine baktı. Ezan zamanı gelmişti. Tahta hayatın ucuna geçti ve akşam ezanını okudu. Mahalleli onun ezanı ile zamanı bilirdi. Ezan bitti. Bir süre daha bekledi. Büyük oğlu ile ortanca oğlu eve gelmemişlerdi. Namaz vakti geçmeden gelselerdi. Cemaatle namaz kılarlardı, ne güzel olurdu, diye geçti içinden. Akşam namazının vakti kısa olduğu için daha fazla beklemedi, kalktı namazını kıldı. Çocuklar hala gelmemişlerdi. Dışarı çıktı, yola baktı, gelen yoktu. Onunun sinirlendiği, birilerine kızdığı nadir görülürdü. Kendi kendine söylenmeye başladı.
-Ah bu çocuklar! Nerde kaldılar?
Eşi :
- Gelirler, onlar artık çocuk değiller, belki arkadaşları ile beraberlerdir.
-Olsun yine de haber vermeleri gerekirdi.
Eşi ile aralarında bu konuşma olurken ortanca oğlu içeri girdi. Babası hafif yüksek bir sesle:
-Namazını kıldın mı? Vakit geçiyor hemen kıl.
Oğlu:
- Kıldım baba, dedi.
Şevki amca inanmadı, ancak bir şey de demedi. Az sonra büyük oğlu geldi. Ona da aynı soruyu sordu. O da:
-Kıldım baba, diye cevap verdi. Ona da bir şey demedi.
Fatma hala sofrayı hazırladı. Kavrulmuş turşunun zagota kokusu yayılmıştı. Yemeğe oturdular. Turşu, arkasından da unlu lahana çorbası. Karınlarını doyurdular. O gece ırgatlık vardı. Bu ırgatlığa gitmek istiyorlardı. Ancak izin almaktan korkuyorlardı. Şevki amca yatsı ezanını okudu. Ortanca oğlan atıldı.
-Baba yatsı namazını cemaatle kılalım mı? Diye sordu. Şevki amca memnun oldu.Böyle bir teklif beklemiyordu. Abdestler alındı,yatsı namazı kılındı. Ortanca oğlan annesine:
-Biz ırgatlığa gideceğiz, babamı yatmaya götürür müsün? Dedi. Annesi:
Hoca! Baksana hava açacak gibi duruyor. İstersen yatalım, dedi. Hoca bir şeyler sezdi ama bir şey demedi. Kalktı , odasına gitti, Ayet-ül kürsi “ yi okudu ve yattı. Gözü bir türlü uyku tutmuyordu. Delikanlılar bir süre bekledikten sonra gizlice evden çıktılar. Irgatlık neşeli geçmemişti, erkenden eve döndüler. Babalarının moralinin niçin bozuk olduğunu tartıştılar. Karşılıklı birbirlerini suçladılar. Öylece uykuya daldılar.
Şevki Hoca sabaha bir saat kala kalktı, bir cüz okudu. Mahalle halkı derin uykusunda, her taraf sükunet içindeydi. Yalnızca sabahın serin rüzgarı ile coşan kuşların neşeli cıvıltıları duyuluyordu. Ezan zamanı gelmişti. Her zamankinden daha garip bir sesle sabah ezanını okudu. Hadi boğazında bu ezan sesi yangılanıyordu. Bir taraftan da Cevahir’in horozu ötüyordu. Komşular yavaş yavaş yataklarından kalkıyorlardı. Şevki Hoca önce eşi Fatma halayı daha sonra da çocuklarını namaz için uyandırdı. Mustafa bir türlü uyanmak istemiyordu. Zorla da olsa o da kalktı ve birlikte namazı kıldılar. Şevki Hoca yatmadı. Derin düşüncelere daldı. Ne düşündüğünü eşine bile söylemedi.
Trabzon 04.02.2013
.